Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘1908’

Tarih Yazımı 2 Praksis, 2001 yılından beri yayımlanan, her sayısıyla sosyal bilimlerin kilit sorunlarını tartışmaya açan, okkalı bir dergi. Her ne kadar her sayısını, taahhüt ettikleri üç aylık periyod içinde kitabevlerine göndermeyi başaramasa da, yayın kurulunun titiz çalışması, Türkiye’de hak ettiği ölçüde tartışılmamış/ tartışılmayan konuları gündeme getirmesiyle ilgiyi fazlasıyla hak ediyordu. Dergi son iki sayısını tarih yazımına ayırarak katkısını maddeci tarih yazımı alanında sürdürüyor.

Derginin ilk dokuz sayısının tükenmiş olması zaten alanında ne kadar ilgi çektiğinin de bir göstergesi. İşin güzel yanı, hiçbir yerde bulma şansınız olmayan bu ilk 9 sayıdaki yazıları derginin web sayfasından ücretsiz olarak indirebiliyorsunuz. Diğer sayılardan da birer ikişer yazı web sayfasında okurların hizmetine sunulmuş. Günden güne büyüyen bu verimli kaynağı not etmek, ilgilenebilecek başkalarının da dikkatine sunmak istedim. Belki “Tarih Yazımı” sayılarının giriş makalelerine de birer link vermek yararlı olabilir:

Derginin arşivini “tarih” bağlamında karıştırırken Mustafa Bayram Mısır’ın “Meşrutiyetten Cumhuriyete: Kapitalizme Prusya Tipi Geçiş” başıklı makalesiyle karşılaştım. Osmanlı ile Cumhuriyet arasındaki kopuş-süreklilik tartışmasına ilişkin şunları söylüyor yazar:

Meşrutiyetten Cumhuriyete (kapitalizme) geçiş tedrici bir şekilde olmuştur ve aşağıdan bir burjuva siyasal devrimden söz edilemez. Eğer Prusya tipi geçiş kavramsal çerçevesi dışıda kalsa idik, yine bu devrimin tarihi 1923 değil 1908 olurdu. Fakat gerçekte Hürriyet’in İlanı (İttihat ve Terakki’nin Monark’a -Abdülhamid- yönelik bazı askeri baskıları neticesinde Meşrutiyetin İlanı) da aslında tedrici bir gelişmedir. Şöyle ki, Meşrutiyet aslında 1876 Anayasası ile ilan edilmiştir ve daha sonra Abdülhamid tarafından kaldırılmamış, askıya alınmıştır. 23 Temmuz 1908’de gerçekleşen askıya alınan Anayasa’nın Abdülhamid tarafından yeniden yürürlüğe konulmasından ibarettir. (Ahmad, 1995; Akşin, 1997a) Peki 1876 Anayasası nasıl ilan edilmiştir, bir siyasal devrimle mi? Tabii ki hayır, Padişah fermanıyla… 1876 Anayasasındaki esaslı değişiklikler 1909’da yapılmıştır ve İttihat ve Terakkinin tam olarka iktidara gelmesi 1913’te gerçekleşmiştir. (Akşin, 1997a)

”Meşrutiyetten Cumhuriyete: Kapitalizme Prusya Tipi Geçiş”, Mustafa Bayram Mısır, Praksis, Sayı: 5, Kış 2002, s. 229

Tam bunları söylediği yerde bir dipnotla Aykut Kansu’nun 1908 Devrimi kitabında ileri sürdüğü tezlere de değiniyor Mısır:

Aykut Kansu’nun (1995) tezi 1908’in bir liberal devrim olduğudur. Kansu, burjuva devrimi kavramını tarihsel materyalist bir kategorizasyon içinde kullanmıyor, yöntemsel olarak bu kategoriye ijtiyaç da dumuyor. Ancak, tez değilse de eser, birçok bakımdan önemli olmasına rağmen, burjuva devrimi kavramına yöntemsel olarak ihtiyaç duyulmaması ve onun yerine, kitlelerin hareket halinde olduğunun ve taleplerinin içeriğinin liberal olduğunun olgusal olarak kanıtlanmaya girişilmesi, 1908 ile 1923 arasındaki ilişkinin yine liberal taleplerin içeriği ile kıyaslanırken, modern burjuva devletinin kuruluşu karşısında sessiz kalışı gibi nedenlerle kanaatimizde yol açıcı değildir. Yine de Kansu’dan şu kadarını ödünç alabiliriz. Türkiye’nin kapitalizme Prusya tipi geçişi sırasında burjuva programın en çok berraklaştığı dönem 1908 ve sonrasıdır. Burjuva devrimi bağlamında 1908’i Türk devrimi olarak niteleyenler arasında Troçki de vardır (1955:7,12 vd.)

”Meşrutiyetten Cumhuriyete: Kapitalizme Prusya Tipi Geçiş”, Mustafa Bayram Mısır, Praksis, Sayı: 5, Kış 2002, s. 229

Derginin arşivini karıştırmaya devam edeceğim.

Read Full Post »

Aykut Kansu, 1908 Devrimi’nde, tarih kitaplarında genellikle İkinci Meşrutiyet olarak anılan dönemde olanların “kelimenin tam anlamıyla bir devrim” (s. 155) olduğunu söylüyor. Bu tezi savunurken, alanında tanınmış pekçok tarihçiyle uzlaşamadığını, genel kanının bu dönemi bir “süreklilik” olarak ele almak biçiminde olduğunu daha eserin önsözünde dile getiriyor. Dolayısıyla, özenle hazırlanmış bu çalışma (yazarın konuyla ilgili doktora tezinin bir bölümü) daha en baştan özellikle “genel kanı”ya karşı savaşmakta olduğunun bilincinde olarak hazırlanmış.

Kitabın 23 Temmuz 1908 öncesinde Osmanlı topraklarındaki halk ayaklanmalarını ele aldığı kısımlarını şimdilik bir kenara bırakıp şu pasajlar üzerine düşünmek istiyorum:

Diğer nazıların durumları da pek farklı değildi. İttihad ve Terakki Cemiyeti yanlısı Tanin gazetesi sayfalarında Dahiliye Nazırı Memduh Paşa’ya yirmi bin Kuruş tutan maaşını almaya hâlâ hakkı olup olmadığı sert bir dille soruluyordu.

1 Ağustos’ta nazırların birer birer çekileceğine dair söylentiler dolaşıyordu. Nitekim söylentilerden biri o gün doğrulandı: Ticaret ve Nafia Nazırı Zihni Paşa istifa edeceğini açıkladı. Şeyh-ül İslâm Cemaleddin Efendi’nin de istifa etmeyi düşündüğü söylentiler arasındaydı.

Halkın protestosuyla birlikte, Tanin’in tek tek nazırlar üzerine yaptığı baskı istenilen sonuca ulaştı ve Said Paşa Kabinesi 1 Ağustos günü toplu olarak istifa etti. Said Paşa, hükûmeti kurmakla yeniden görevlendirildi. Sadr-ı Âzamlığı kabul eden Paşa, yeni kabine ile birlikte hükûmet programını içeren Hatt-ı Hümayûn’u hazırladı. s. 161

Bab-ı Âli’deki topluluk, Hatt-ı Hümayûn’u ilk başta heyecanla karşıladıysa da, Harbie ve Bahriye Nazırı’nın atanma yetkisini Sultan Abdulhamid’e veren Hatt-ı Hümayûn’un 10. Maddesi halk arasında huzursuzluk yarattı. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. ve 27. Maddelerine göre, Sultan yalnızca Sadr-ı Âzam ve Şeyh-ül İslâm’ı atayabiliyor, kabinenin diğer üyeleri Sadr-ı Âzam tarafından seçiliğ, Hatt-ı Hümayûn’la onaylanıyordu.

Halk, Sadr-ı Âzam Said Paşa ve Sultan Abdülhamid’in yaptığını ihanet olarak görüyor, olayı basınla birlikte protesto ediyordu. s. 163

1908 Devrimi, Düzeltilmiş Yeni Baskı, Aykut Kansu, çev.: Ayda Erbal, 2006, İstanbul: İletişim Yayınları

Bu iki pasaja göre değerlendirme yapacak olursak, “kelimenin tam anlamıyla bir devrim” olan hareketin kabineyi alaşağı etmek için basın yoluyla eleştiri yöntemini seçtiği anlaşılıyor. Yine anlaşıldığı kadarıyla bu eleştiri halk tarafından da hararetle desteklenmektedir. Bırakın Sultan’ı Sadr-ı Âzam’ın bile yerli yerinde durduğu, istifa eden kabinenin yine aynı Sadr-ı Âzam tarafından belirlendiği düşünülürse bu noktada “süreklilik” tezini savunanların bir adım öne geçtiğini düşünüyorum. Bir “devrim”in devletin yapısını değitirmesini, hiç olmazsa ilk aşamada yönetici kadroları alaşağı etmesini beklemez miyiz? Kanun-u Esasi’ye bağlılık yemini eden valilerin de görev yerlerinde kaldıkları düşünülürse işin “devrim” niteliği gerçekten de sorgulanır hale gelmiyor mu?

Read Full Post »

1908 Devrimi ‘Türkiye’ sözcüğünün kullanımı konusundaki hassasiyeti içeren kavramsal eleştiri ile başlamak istiyorum. 1923 yılından önceki tarihsel dönemden bahsedilirken bu dönemden ısrarla ‘Osmanlı İmparatorluğu’ olarak bahsedilmesi ve bunun dışındaki adlandırmaların tarihsel gerçekliğe ters düştüğü iddiaları aslında 29 Ekim 1923 tarihini dönüm noktası olarak gören ve bu nedenle 1923 tarihini mihenk taşı alan bakış açısının bir göstergesidir. Bu nedenle, 1908 sonrası dönemden bahsedilirken ‘Türkiye’ sözcüğünün kullanılmasına yapılan itiraz bir tarihsel olgu tartışması değil, bir yaklaşım farkı tartışmasıdır. Bu dönem üzerine çalışma yapanlar ve dolayısıyla yerli kaynakları, ama özellikle de yabancı kaynakları kullananlar konu edilen ve resmî adı ‘Memalik-i Mahsure-i Şahane’ olan devletin günlük dilde nasıl adlandırıldığı konusunda fazla rahatsızlık duymayacaklardır. s. xiv

Bu yüzden, her ne kadar adı resmî olarak ‘Memalik-i Mahsure-i Şahane’ de kalsa, ‘Osmanlı İmparatorluğu’ veya ‘Osmanlı Devleti’ adını 1908 sonrası Türk basınında daha çok tutucu veya karşı-devrimci gazete ve dergiler kullanmaya devam ederken, ‘Türkiye’ ya da ‘Yeni Türkiye’ adının kullanımını daha çok devrimi destekleyen basın organları tercih etti. Dolayısıyla, ‘Türkiye’ adı yalnızca coğrafî bir bölge adı olarak değil, yeni rejimin bir bakıma yeni adı olarak kabul gördü. s. xv – xvi

1908 Devrimi, Düzeltilmiş Yeni Baskı, Aykut Kansu, çev.: Ayda Erbal, 2006, İstanbul: İletişim Yayınları

Read Full Post »