Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Mesajlar Etiketlendi ‘Kitap’

Efemeral

Evcil
“Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”
“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
“Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen [...]

Yazının Tamamını Oku »

Morde ratesden,
Esur tinda serg! Teslarom portog tis ugor anleter, ferto tagan ugotahenc metoy-doscent zist. Norgunk!
Ubor-Metenga

“Korkuyu Beklerken”in isimsiz protagonistine gelen mektupta bunlar yazılıdır. Kendini yalnızlığa mahkûm etmiş, toplumdan korkan, yalıtılmışlığını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir adamın fizikî olarak evine hapsolmasının ironik hikâyesidir anlatılan. Lâkin iş bu kadarla kalmıyor. Bu öyküyü, bana yönelik kaleme alınmış uzunca [...]

Yazının Tamamını Oku »

İskitlâl Mahkemeleri, 1920 yılında, padişah hükümetinin casuslarına ve Milliyetçi kuvvetlerden artan sayıdaki firarlara karşı hızlı ve etkili bir araç olarak kuruldu. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, bu mahkemeler kaldırıldı, ama Aralık 1923′te halifeyle ilgili bir mektubun yayınlanması üzerine yeni bir İstiklâl Mahkemesi İstanbul’a gönderildi ve Mart 1925′te Takrir-i Sükûn Kanunu’nun kabulünden sonra yeniden iki İstiklâl Mahkemesi kuruldu. [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Gustave Flaubert] "Tek başına dolaşan biri için ne kadar da ıssızdır dünya!" "Bence insanlığın tek bir hedefi var: acı."
Madam Bovary ve Duygusal Eğitim romanları Avrupa için çığır açıcı oldu. Diğerlerinin aksine o, kahramanlarını müstesna kişilikler olarak betimlemek yerine ortalama kişilikler olarak betimlemeyi seçmişti ve bu, en azından, Avrupda’da ilk kez yapılıyordu. Bugün Balzac ve [...]

Yazının Tamamını Oku »

Yazmaya başlamadan önce:

Hemingway yirmi adet kurşun kalem açardı.
Sait-Pol Roux yatağa uzanırdı.
Stendhal bir saat kadar medeni kanun okurdu.
Rilke limon koklardı.
Celan elleriyle çınar ağacı kabukları ovalardı.
Tolstoy romanları dört beş kez yeniden yazardı.
Kafka gece üçte kalkar, işe gitmeden önce yazardı.
James Joyce Ulysses‘i yazmak için, kendi tahminiyle 20 bin saat çalıştı…

Reddedilen ünlü [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Anton Çehov] İki güçlü yanı vardı: Bir yandan Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi yüzyıldan fazla bir zamandır sahnelenen unutulmaz oyunları yazarken, bir yandan da yazdığı sayısız öyküyle modern öykücülüğün temellerini attı. 20. yüzyılın hem edebiyatında, hem de tiyatrosunda bıraktığı kalıcı etki, aralarında James Joyce’un da bulunduğu birçok yazarda kendini gösterdi. Kafka ve Hemingway [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Franz Kafka] 41 yıllık kısa hayatı bir türlü mutlu sona ulaşamadığı aşklar, otoriter bir babanın sadece var olmakla bile yarattığı baskı, bir sigorta şirketinde avukatlık, bir türlü sona ermeyen hikâyeler, romanlar arasında geçti. Kendi yazarlığı konusunda hiçbir zaman emin olmadı. Hatta son arzusu, basılanların dışında bütün yazdıklarının yok edilmesi, basılanların da bir daha basılmamasıydı. Bunun [...]

Yazının Tamamını Oku »

1960′ların ortalarında, iki grup uzman başka bir maymunun elektrik şoku aldığını görünce nasıl tepki göstereceklerini incelemek üzere makak maymunları üzerinde deneyler yapmaya başladılar. Aşağı yukarı aynı sıralarda, sosyal psikolog Stanley Milgram otoriteye nasıl tepki verdiklerini görmek üzere insanları test etmeye yöneldi; testin amacı özellikle bir otorite figürünün başka bir insana elektrik şoku verme talimatına uyup [...]

Yazının Tamamını Oku »

Resmi tarih, ısrarla Milli Mücadeleyi yedi düvelle savaş olarak sunmuş; ve yedi düvelle yapılan bu savaştan da muzaffer çıkıldığı düşüncesini kafalara sokmuştur. Bu konuda geliştirilen milliyetçi-kahramanlık söylemi (hamaset edebiyatı densin), sorunun özünü gözden kaçırmaya yaramıştır. Bu amaçla, o kadar büyük bir zorlama yapılmıştır ki, Şark Sorunu‘nu nihai olarak ‘çözmek’ üzere toplanan Lozan paylaşım anlaşmasına Türkiye’nin [...]

Yazının Tamamını Oku »

İktidar partisi içindeki kişisel ilişkiler artık öyle kötülemişti ki, işbirliği imkânsız hale gelmişti. Rauf’un cumhuriyetin ilanına tepkisi üzerine, o ve Refet partideki radikaller tarafından vatan haini sayıldılar ve hem meclisin hem de iktidar basınının (Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye ve İstanbul’da Cumhuriyet) sürekli saldırılarına hedef oldular. O sırada orduda görev yapmakta olan, onların görüşlerini paylaşan Ali Fuat [...]

Yazının Tamamını Oku »

Önceki Yazılar»