Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘Osmanlı’ Kategorisi için Arşiv

Mustafa Kemal’in 1912-1913 yıllarında Enver’le ilişkilerinin bozulması, onun adına, talihsiz bir gelişme olmuştur. Çünkü Şarköy çıkartmasının başarısızlığa uğramasından bir yıl sonra Enver, Türkiye’nin en üst düzeydeki askerî lideri konumuna gelmiştir. Pratikte Çatalca hattındaki direnişi Enver idare etmiştir ve taraftarlarının, Eşref (Sencer) ve Süleyman Askerî gibi fedai subayların idaresindeki 3500 gönüllüden oluşan bir kuvvet de onu [...]

Yazının Tamamını Oku »

Osmanlı devlet yapısında da benzer bir durum vardı. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı, Osmanlı sistemindeki şeyhülislâmlığın isim değişikliğiyle devamından başka bir şey değildir. Türkiye’nin laikliği, bu isim değişikliğinden ibarettir; ama bu ülkede isim değişikliğini önemseyen, ‘isme meraklı’ geniş bir ‘aydın’ kitle olduğu için, gerçek durumu ‘merak’ edenler her zaman sınırlı kalmıştır… Nasıl Cumhuriyet rejiminde Diyânet İşleri [...]

Yazının Tamamını Oku »

Haraç (vergi) toplama işini üstlenen mültezimler, devlete ödemek zorunda oldukları miktarın üstünde bir gelir elde etmek, bu işten kâr elde etmek durumundadırlar; ki bu, doğrudan üretici olan reâya üzerindeki ‘devlet korumasının’ ortadan kalkması ve sınırsız sömürüye açık hale gelmesi demekti. Fakat Osmanlı egemen sınıfı, tımar sistemini tasfiye etmeye girişmeden önce, ideolojik bir meşruluk zemini oluşturacaktı. [...]

Yazının Tamamını Oku »

Cizye

Osmanlı sosyal formasyonu esas itibariyle tımar, has ve zeamet biçiminde ayrıştırılmış, tımarlı sipahilere dayanan ve sosyal artığa çeşitli adlar altında el koymaya dayalı bir devlet yapılanmasıydı. Sosyal artığa ekseri ayni olarak el konuyordu. İç ticaret önemli olmamakle beraber, ‘uzak mesafe ticareti’ üretim tarzının karakterinin bir gereği olarak oldukça önemliydi. Doğrudan üreticiden alınan haraç: 1) Çift [...]

Yazının Tamamını Oku »

Murat Belge, Türkiye’nin izolasyonizm politikasını çeşitli yönleriyle ele almıştı (bkz. “Yanlışı kabullenmenin huzuru” ve “Avrupa demokrasisi olma yolunda”). Bu tür konuları yazmayı Engin Ardıç da sever (bkz. “Atatürk’ün pasaportu var mıydı?”). Tabii onun “Atatürk iyiydi de çevresi kötüydü” teması etrafında dönüp duran (bu arada da CHP’ye giydirip AKP’yi yağlamayı görev bilen) üslubuna dayanamıyorsanız bilemem. Bu [...]

Yazının Tamamını Oku »

Sultan Abdülmecid de (1839-1861) 1845’te hem dini, hem de dünyevi (teknik-fen ve bilimsel) alanlarda bilgiye ihtiyaç olduğunu vurguluordu. Sultan, hemen ardından alimlerden, bürokratlardan ve yüksek rütbeli subaylardan oluşan Meclîs-i Maârif-i Muvakkat’in kurulduğunu ilan etmişti. Bu meclisin hedefleri arasında İslami sıbyan okullarının yeniden yapılandırılması, rüşdiyelerin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve bir yüksek okulun kurulması yer alıyordu. Bunun dışında [...]

Yazının Tamamını Oku »

Siirt’in Tillo kasabasında 17. ile 19. yüzyıllar arasında birkaç kuşak önemli mutasavvıflar, din ve bilim adamları yetişmiş. Bunların en ünlüleri Şeyh İsmail Fakirullah (1657-1734) ile müridi, öğrencisi Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi (1703-1780) olmuştur. Günümüze kadar Osmanlı-Türk kültüründe en çok okunan kitaplardan biri olma özelliğini koruyan Marifetname’si başta olmak üzere çeşitli eserlerinin ve Tevzifname adlı şiirinin [...]

Yazının Tamamını Oku »

Osmanlı’nın ilk gazetesi Takvim-i Vekayi 1831 yılında basılmaya başlanır. Bu resmi gazeteyi yarı resmi bir gazete olan Ceride-i Havadis (1840) izler. Osmanlı, ilk özel gazetesine ise 1860’ta yayın hayatına başlayan, Agah Efendi’nin Tercüman-ı Ahval’iyle kavuşur. Abdülaziz’in ve Abdülhamid’in meşhur istibdad rejimlerine karşın bu tarihten sonra gazete Osmanlı coğrafyasında yaygınlaşmaya başlar. Bu gazetelerden biri olan İkdam, [...]

Yazının Tamamını Oku »

Osmanlı İmparatorluğu’nda irtica kavramının ilk defa ne zaman telaffuz edildiği ve bu kavramın hangi tarihte ‘yenilikçi elitin’ anahtar kavramı haline geldiği konusunda kesin bir şey bilinmemekle birlikte, Sultan III. Selim’in Nizam-ı Cedit projesine karşı Kabakçı Mustafa önderliğindeki Yeniçeri isyanından sonra kullanılmaya başlandığını tahmin edebiliriz. İsyan sonucu Sultan III. Selim tahttan indirildi. Yerine Sultan IV. Mustafa [...]

Yazının Tamamını Oku »

… Osmanlı sisteminden kopuş, resmi tarih ve resmi ideolojinin iddia ettiğinin aksine 1923’te değil, Yeniçeriliğin tasfiyesiyle başlayan dönem sonrasına rastlamaktadır. Elbette kopuşun, Osmanlı sisteminin kendi içi çelişkilerinin dönüşümü ve ileriye doğu sıçramasının sonucu değil de, sömürgeleşme sonucu, dış ‘etkenin’ baskısı sonucu ortaya çıkmış olması önemlidir. Zira, sadece bir militer kurum olmaktan öteye bir şey olan [...]

Yazının Tamamını Oku »

Eski Yazılar »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.