Evcil “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla [...]
‘Edebiyat’ Kategorisi için Arşiv
Efemeral
Posted in Edebiyat, etiketlendi Coğrafya, Efemeral, Evcil, Küçük Prens, Kitap on 05/11/2009 | » yorum bırak;
Korkuyu Beklerken
Posted in Edebiyat, etiketlendi Öykü, Edebiyat, Eleştiri, Hikâye, Kitap, Mektup, Oğuz Atay on 12/10/2009 | 2 Yorum »
Morde ratesden, Esur tinda serg! Teslarom portog tis ugor anleter, ferto tagan ugotahenc metoy-doscent zist. Norgunk! Ubor-Metenga “Korkuyu Beklerken”in isimsiz protagonistine gelen mektupta bunlar yazılıdır. Kendini yalnızlığa mahkûm etmiş, toplumdan korkan, yalıtılmışlığını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir adamın fizikî olarak evine hapsolmasının ironik hikâyesidir anlatılan. Lâkin iş bu kadarla kalmıyor. Bu öyküyü, bana yönelik kaleme [...]
Tuzu Biberi 5
Posted in Edebiyat, etiketlendi Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Boris Vian, Bozkırkurdu, Demian, Edebiyat, Ernest Hemingway, Günlerin Köpüğü, Gustave Flaubert, Herman Hesse, Kitap, Madame Bovary, Siddharta, Silahlara Veda, Tuzu Biberi on 27/08/2009 | » yorum bırak;
[Gustave Flaubert] "Tek başına dolaşan biri için ne kadar da ıssızdır dünya!" "Bence insanlığın tek bir hedefi var: acı." Madam Bovary ve Duygusal Eğitim romanları Avrupa için çığır açıcı oldu. Diğerlerinin aksine o, kahramanlarını müstesna kişilikler olarak betimlemek yerine ortalama kişilikler olarak betimlemeyi seçmişti ve bu, en azından, Avrupda’da ilk kez yapılıyordu. Bugün Balzac ve [...]
Tuzu Biberi 4
Posted in Edebiyat, etiketlendi Edebiyat, Ernest Hemingway, Fareler ve İnsanlar, Freud, James Joyce, John Steinbeck, Kafka, Kitap, Lolita, Madame Bovary, Sineklerin Tanrısı, Stendhal, Teneke Trampet, Tolstoy, Tuzu Biberi, Ulysses, Vladimir Nabokov, Yüzüklerin Efendisi on 20/08/2009 | 2 Yorum »
Yazmaya başlamadan önce: Hemingway yirmi adet kurşun kalem açardı. Sait-Pol Roux yatağa uzanırdı. Stendhal bir saat kadar medeni kanun okurdu. Rilke limon koklardı. Celan elleriyle çınar ağacı kabukları ovalardı. Tolstoy romanları dört beş kez yeniden yazardı. Kafka gece üçte kalkar, işe gitmeden önce yazardı. James Joyce Ulysses‘i yazmak için, kendi tahminiyle 20 bin saat çalıştı… [...]
Baba İntikamı
Posted in Edebiyat, etiketlendi Edebiyat, Kitap, Savaş, Şövalyelik on 04/06/2009 | » yorum bırak;
“Demek şimdi sen general rütbeli Rossiglione markisinin öcünü almak istiyorsun! Bakalım: Bir generalin öcünü almak için usulüne en uygun işlem üç binbaşı temizlemektir. Kolayından üç tane verelim sana, işin tamam olsun.” “Galiba anlatamadım: Benim öldürmem gereken kişi Emir Isoarre. Şanlı pederimin yaşamına son veren oydu!” “Anladık canım, anladık, ama emir öldürmek öyle kolay iş mi [...]
Mahzun Yüzlü Şövalye
Posted in Edebiyat, etiketlendi Agilulfo, Cervantes, Don Quijote, Edebiyat, Gurdulu, Italo Calvino, Tarih, Şövalyelik on 20/05/2009 | 1 Yorum »
Şövalye denince aklıma iki kişi gelir. Biri, dünyaca ünlü La Manchalı yaratıcı asilzâde Don Quijote’dir. Bir deri bir kemik kalmış zavallı atı Rocinante’nin üstünde, beraberinde Sancho Panza olduğu halde maceradan maceraya atılıp Tobosolu Dulcinea’ya aşkını kanıtlamaya çalışan bu tuhaf adam, Cervantes’in elinde edebiyatı yeniden kurmak için çelimli bir kahramana dönüşür. Yazıldığı dönemde oldukça popüler olan [...]
Çıkış Noktası
Posted in Edebiyat, etiketlendi Edebiyat, Günter Grass, Kitap, Teneke Trampet on 13/03/2009 | » yorum bırak;
Annem oturmuş, Matzerath’la Jan ayakta dikiliyor. Ama o nasıl oturuş, o nasıl ayakta dikiliş! Bruno’ya aldırdığım bir pergel, bir cetvel ve bir gönyeyle bu triumvirat’ın –çünkü annem eksiksiz bir erkeğin yerini tutuyordu- üç üyesinin birbirine karşı konumunu belirlemek isteyecek kadar sersemce davrandım. Boyunlarındaki eğim açılarını ölçtüm, bacakları birbirine eşit sayılamayacak bir üçgen çıktı ortaya. Paralel [...]
Düşene Bir Tekme de Sen Vur
Posted in Edebiyat, etiketlendi Deneme, Edebiyat, Kitap, Tahsin Yücel on 27/02/2009 | 6 Yorum »
Yenilmişe, zayıfa vurmak, bu yenilmiş kendi içimizden de olsa, kitlelere doğal, hattâ çekici gelir. Zayıf olana vurdukça kendini daha güçlü bulur, yenilmiş olanı ezerek kendini ondan soyutlamak belki de güçlülük, kurtulmuşluk duygusu verir. Kendi gücünün, kendi değerlerinin simgesi olmuş, ama bekleneni şu ya da bu nedenle verememiş olana saldırmakla hem düş kırıklığının öcünü almış hem [...]
