Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘Edebiyat’ Kategorisi için Arşiv

Efemeral

Evcil “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla [...]

Yazının Tamamını Oku »

Morde ratesden, Esur tinda serg! Teslarom portog tis ugor anleter, ferto tagan ugotahenc metoy-doscent zist. Norgunk! Ubor-Metenga “Korkuyu Beklerken”in isimsiz protagonistine gelen mektupta bunlar yazılıdır. Kendini yalnızlığa mahkûm etmiş, toplumdan korkan, yalıtılmışlığını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir adamın fizikî olarak evine hapsolmasının ironik hikâyesidir anlatılan. Lâkin iş bu kadarla kalmıyor. Bu öyküyü, bana yönelik kaleme [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Gustave Flaubert] "Tek başına dolaşan biri için ne kadar da ıssızdır dünya!" "Bence insanlığın tek bir hedefi var: acı." Madam Bovary ve Duygusal Eğitim romanları Avrupa için çığır açıcı oldu. Diğerlerinin aksine o, kahramanlarını müstesna kişilikler olarak betimlemek yerine ortalama kişilikler olarak betimlemeyi seçmişti ve bu, en azından, Avrupda’da ilk kez yapılıyordu. Bugün Balzac ve [...]

Yazının Tamamını Oku »

Yazmaya başlamadan önce: Hemingway yirmi adet kurşun kalem açardı. Sait-Pol Roux yatağa uzanırdı. Stendhal bir saat kadar medeni kanun okurdu. Rilke limon koklardı. Celan elleriyle çınar ağacı kabukları ovalardı. Tolstoy romanları dört beş kez yeniden yazardı. Kafka gece üçte kalkar, işe gitmeden önce yazardı. James Joyce Ulysses‘i yazmak için, kendi tahminiyle 20 bin saat çalıştı… [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Anton Çehov] İki güçlü yanı vardı: Bir yandan Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi yüzyıldan fazla bir zamandır sahnelenen unutulmaz oyunları yazarken, bir yandan da yazdığı sayısız öyküyle modern öykücülüğün temellerini attı. 20. yüzyılın hem edebiyatında, hem de tiyatrosunda bıraktığı kalıcı etki, aralarında James Joyce’un da bulunduğu birçok yazarda kendini gösterdi. Kafka ve Hemingway gibi [...]

Yazının Tamamını Oku »

[Franz Kafka] 41 yıllık kısa hayatı bir türlü mutlu sona ulaşamadığı aşklar, otoriter bir babanın sadece var olmakla bile yarattığı baskı, bir sigorta şirketinde avukatlık, bir türlü sona ermeyen hikâyeler, romanlar arasında geçti. Kendi yazarlığı konusunda hiçbir zaman emin olmadı. Hatta son arzusu, basılanların dışında bütün yazdıklarının yok edilmesi, basılanların da bir daha basılmamasıydı. Bunun [...]

Yazının Tamamını Oku »

Baba İntikamı

“Demek şimdi sen general rütbeli Rossiglione markisinin öcünü almak istiyorsun! Bakalım: Bir generalin öcünü almak için usulüne en uygun işlem üç binbaşı temizlemektir. Kolayından üç tane verelim sana, işin tamam olsun.” “Galiba anlatamadım: Benim öldürmem gereken kişi Emir Isoarre. Şanlı pederimin yaşamına son veren oydu!” “Anladık canım, anladık, ama emir öldürmek öyle kolay iş mi [...]

Yazının Tamamını Oku »

Şövalye denince aklıma iki kişi gelir. Biri, dünyaca ünlü La Manchalı yaratıcı asilzâde Don Quijote’dir. Bir deri bir kemik kalmış zavallı atı Rocinante’nin üstünde, beraberinde Sancho Panza olduğu halde maceradan maceraya atılıp Tobosolu Dulcinea’ya aşkını kanıtlamaya çalışan bu tuhaf adam, Cervantes’in elinde edebiyatı yeniden kurmak için çelimli bir kahramana dönüşür. Yazıldığı dönemde oldukça popüler olan [...]

Yazının Tamamını Oku »

Annem oturmuş, Matzerath’la Jan ayakta dikiliyor. Ama o nasıl oturuş, o nasıl ayakta dikiliş! Bruno’ya aldırdığım bir pergel, bir cetvel ve bir gönyeyle bu triumvirat’ın –çünkü annem eksiksiz bir erkeğin yerini tutuyordu- üç üyesinin birbirine karşı konumunu belirlemek isteyecek kadar sersemce davrandım. Boyunlarındaki eğim açılarını ölçtüm, bacakları birbirine eşit sayılamayacak bir üçgen çıktı ortaya. Paralel [...]

Yazının Tamamını Oku »

Yenilmişe, zayıfa vurmak, bu yenilmiş kendi içimizden de olsa, kitlelere doğal, hattâ çekici gelir. Zayıf olana vurdukça kendini daha güçlü bulur, yenilmiş olanı ezerek kendini ondan soyutlamak belki de güçlülük, kurtulmuşluk duygusu verir. Kendi gücünün, kendi değerlerinin simgesi olmuş, ama bekleneni şu ya da bu nedenle verememiş olana saldırmakla hem düş kırıklığının öcünü almış hem [...]

Yazının Tamamını Oku »

Eski Yazılar »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.